Affetmek ve Güven Üzerine
1. Affedilemez Sayılan Şeyler ve Yanılgılarımız
İlişkilerimizde bazen öyle anlar yaşanır ki, maruz kaldığımız haksızlık veya ihlal karşısında içimizden tek bir cümle geçer: "Bu affedilemez."
Özellikle karşı taraf yaptığı yanlışı kabul etmiyorsa, pişmanlık göstermiyor ve davranışının sorumluluğunu almıyorsa ne yapmalıyız? Karşımızdaki kişi bir hata yapmadığını savunurken, o ilişki nasıl sürdürülebilir?
Daha da önemlisi: Her şeyi affetmek zorunda mıyız?
Budist gelenekteki Brahma Vihara (Sevgi Dolu Nezaket, Şefkat, Sempati ve Dengelilik/Upekksa) pratikleri açısından baktığımızda, bağışlama bu öğretinin neresinde durur?
Bu sorulara berrak bir yanıt verebilmek için yapmamız gereken ilk ve en kritik ayrım; Bağışlama (Forgiveness) ile Güven (Trust) kavramlarının aynı şey olmadığını anlamaktır.
2. Güven ve Bağışlama Arasındaki Temel Fark
Pek çok insan bağışlamayı, hiçbir şey olmamış gibi ilişkiye devam etmek ya da karşı tarafa yeniden hesapsızca güvenmek zanneder. Oysa bu büyük bir yanılgıdır.
- Güven: Karşı tarafın eylemlerine, dürüstlüğüne ve sürekliliğine dayalı bir emniyet duygusudur.
- Bağışlama: Karşı tarafın eylemlerinden bağımsız olarak, kendi zihnimizdeki öfke, nefret ve intikam yükünü bırakma kararıdır.
Biri sizin güveninizi sarsmışsa, o güveni yeniden inşa edene kadar ona güvenmek için hiçbir nedeniniz yoktur. Hatta güveni zedeleyen birine hiçbir şey yokmuş gibi güvenmeye devam etmek bilgelik değil, saflık ve sorumsuzluktur.
3. "Güven Kavanozu" Metaporu ve Güvenin İnşası
Güveni bir kavanoza, her olumlu etkileşimi ise bu kavanoza damlatılan su damlalarına benzetebiliriz.
- Bir insan sözünü tuttuğunda, ihtiyacınız olduğunda yanınızda olduğunda, dürüst ve özenli davrandığında kavanoza bir damla su eklenir. Zamanla, sayısız etkileşimle o kavanoz dolar.
- Ancak o kişi küçük bir yalan söylediğinde, sözünü ihmal ettiğinde veya bencillik edip sizi kırdığında o kavanozdan bir miktar su eksilir.
Her insanın bir ilişkide huzurlu ve emniyette hissetmesi için o kavanozda bulunması gereken asgari bir su seviyesi (threshold) vardır.
Güvenin Yıkılması ve Kabul Etmeme Durumu
Bazen öyle bir ihlal olur ki, kavanozdaki tüm su bir anda boşalır. Hatta bazen karşı taraf o kavanozu alıp duvara çarpar ve paramparça eder.
Böyle bir durumda siz: "Güvenimi darmadağın ettin" dediğinizde, karşı taraf:
"Ne güveni? Hangi kavanoz? Abartıyorsun, hiçbir şey olmadı!"
yanıtını veriyorsa, o güvenin yeniden inşa edilme ihtimali yok demektir.
Çünkü güvenin yeniden inşa edilebilmesi için gereken ilk adım, yapılan yanlışın ve verilen zararın açıkça kabul edilmesidir (acknowledgement).
4. Güven Yeniden Nasıl İnşa Edilir?
Karşı taraf yapılan hatayı kabul etmiyorsa süreç orada tıkanır. Ancak kabul ediyorsa, güveni yeniden inşa etmek uzun ve çok adımlı bir süreçtir:
- Yanlışın ve İhlalin Kabulü: Yapılan eylemin güveni zedelediğinin dürüstçe itiraf edilmesi.
- Empati: Karşı tarafın, bu eylemin sizde yarattığı incinmeyi ve güvensizliği içtenlikle anlaması.
- Değişim Taahhüdü ve Kanıtı: Davranışları değiştirme sözü verilmesi ve bu sözün zaman içinde pratik eylemlerle kanıtlanması.
- İlişki Sözleşmesinin Yeniden Müzakeresi: Sınırların, beklentilerin ve iletişimin yeniden yapılandırılması.
İki insan arasındaki güven son derece kıymetli ve narin bir değerdir; büyük bir özenle korunmalıdır. Ancak bu süreç, bağışlamadan tamamen farklı bir kulvarda ilerler.
5. Bağışlamak Aslında Ne Anlama Gelir?
Peki öyleyse bağışlamak tam olarak nedir?
Bağışlamak; "Beni incittiğin için senden nefret etmeye devam etmeyeceğim" diyebilmektir.
Bağışlama, karşı tarafa verilen bir lütuf veya hediye değildir. Bağışlama, insanın kendine verdiği en büyük özgürleşme hediyesidir.
Çamur Metaporu
Budist öğretilerde sıkça kullanılan klasik bir benzetme vardır: Birine atmak için yerden çamur veya kızgın bir kömür parçası aldığınızda, karşı tarafa isabet etse de etmese de ilk önce kendi eliniz kirlenir ve kendi eliniz yanar.
Zihninizde nefret, kin, intikam ve cezalandırma arzusu taşıdığınızda:
- Karşı tarafa zarar vermiş olmazsınız.
- Kendi yaşam kalitenizi düşürürsünüz.
- Kendi zihninizi zehirler ve geçmişteki o acı ana hapsedersiniz.
Bu nedenle bağışlamak; intikam duygusunu, cezalandırma isteğini ve öfkeyi beslemeyi bırakmaktır.
6. Güvenmeden de Affetmek Mümkün müdür?
Evet, son derece mümkündür ve çoğu zaman en sağlıklı yoldur.
Bir insan güvenilmez olduğunu defalarca kanıtlamışsa, onu bağışlayabilir ama hayatınızda ona tekrar güvenmeyebilirsiniz.
- Onu zihninizde affedersiniz; yani ona karşı nefret ve intikam beslemeyi bırakırsınız.
- Kendi eylemlerinin sonuçlarını (karmik karşılığını) zaten yaşayacağını bilirsiniz. Size karşı güvenilmez olan bir insan, muhtemelen başkalarına karşı da güvenilmez olacak ve huzursuz bir yaşam sürecektir.
- Kendi sınırlarınızı ve güvenliğinizi koruma altına aldıktan sonra, o kişinin yükünü zihninizden indirirsiniz.
7. İlişkiyi Sürdürürken Bağışlama ve Güvenin Etkileşimi
Eğer güveni kıran kişiyle ilişkiyi sürdürmeye karar verdiyseniz, bağışlama ve güven paralel olarak büyümek zorundadır.
Zihnimizdeki öfke ve zıtlaşma (aversion), aslında bir alarm sistemi görevi görür. Bizi korumak için sürekli fısıldar: "Bu insan güvenli değil, dikkatli ol!"
İlişkide emniyet ve güven yeniden kurulana kadar bu alarmın çalması doğaldır. Ancak güven yeniden inşa edildikçe ve emniyet hissi pekiştikçe, içimizdeki cezalandırıcı ve nefret dolu düşünceleri bilinçli olarak bırakmamız gerekir.
Eğer güven yeniden inşa edilmesine rağmen geçmişin öfkesini ve intikam duygularını beslemeye devam edersek:
- İlişkide kalıcı yaralar açarız.
- Zihnimizde olumsuz bir şartlanma ve kötü bir alışkanlık yaratırız.
- İlişkinin derinleşmesine ve iyileşmesine engel oluruz.
8. Tefekkür ve Son Söz
- Güven, dışsal davranışlar ve karşılıklı sınırlar ile ilgilidir. Saygı ve tutarlılık ister.
- Bağışlama, içsel bir zihinsel özgürleşmedir. Öfkenin yakıcı yükünü sırtımızdan indirmektir.
Birini affetmek, onun yaptığı yanlışı meşrulaştırmak veya onu tekrar hayatımızın merkezine almak demek değildir. Bağışlamak, geçmişin acısının bugünümüzü ve geleceğimizi yönetmesine izin vermeyi reddetmektir.